İçeriğe geç

Lepistes hemen ölür mü ?

Lepistes Hemen Ölür Mü? Bir Balıkla İlk Tanışma Hikâyem

Bugün çok tuhaf bir gün. Saatlerdir bu yazıyı yazmaya çalışıyorum ama bir türlü başlayamıyorum. Sonunda biraz daha cesaret bulup, bu konuda ne düşündüğümü yazmaya karar verdim. Çünkü “Lepistes hemen ölür mü?” sorusunu herkes sormaz ama ben tam bu sorunun içinde kaybolmuşken, yaşadığım şeyi yazmak istedim. Belki de sadece kafamı dağıtmak için, belki de içimdeki duyguları bir yere aktarmak için… Her neyse, işte başlıyorum.

Lepistesle Tanışmam: Bir İlk

Kayseri’deki o minik petshopa gittiğim günü hatırlıyorum. Bazen içim sıkıldığında, sadece vitrinlere bakmak için bile giderim. Bir akvaryum, bir balık, ya da belki bir kuş, bilemiyorum, ama bazen o camın arkasındaki hayat bana o kadar çekici gelir ki, kendimi kaybedebilirim. O gün de öyle oldu. Vitrinlerde dans eden balıklara bakarken birden bir lepistes balığı dikkatimi çekti. Ufak tefek, renkli bir balıktı. Hem neşeli, hem de zarifti. Yavaşça camın arkasında yüzüyordu, sanki herkesin hayatına dokunmadan bir köşede yaşama sevinciyle kalıyordu. O an ona bir şey hissettim, sanki onun da bir derdi vardı, ama bu dünyaya sarılmak istiyordu.

Ve işte, o balığı aldım. Adını “Pırlanta” koydum çünkü ışık vurduğunda, renkleri adeta pırıl pırıl parlıyordu. O kadar güzeldi ki, gözlerim bile alamıyordu. Ama bir şey vardı, biraz tedirgindim, acaba Pırlanta sağlıklı mıydı? Bir balığın birden bire hayatta kalamaması, insanın en büyük korkusu değil midir zaten?

İlk Şok: Pırlanta’nın Hızlıca Ölmesi

Evime getirdiğimde, akvaryumunun her köşesine dikkatle bakarak yerleştirdim. Her şey mükemmeldi; suyun sıcaklığı, pH seviyesi, yemleri… Ama bir şey eksikti. O eski kaygılarım vardı, “Ya hemen ölürse?” diye düşünmeden edemedim. Ertesi gün, sabah uyandım ve ilk işim akvaryuma bakmak oldu. Ama gözlerime inanamadım. Pırlanta, bir köşeye gömülmüş, hareketsiz yatıyordu. Hemen ne olduğunu anlamadım. O kadar şok oldum ki, hemen petshopu aradım. “Lepistes hemen ölür mü?” diye sordum. Bir anlık bir tedirginlik, bir kaybolmuşluk hali sardı içimi.

Tabii ki hemen petshopun sahibi, “Bazen balıklar stresle ölebilir, ya da taşıma sırasında bir şey olmuş olabilir. Ama bir süre sonra alışması gerekirdi,” dedi. Ama ben ne yapacağımı bilmeden, sadece telefonu kapadım. İçimde bir şey kırılmıştı, bir balığın ölmesi, insana gerçekten çok garip duygular yaşatabiliyor. Sanki onu koruyamamışım gibi, bir sorumluluğumu yerine getirememiş gibi hissettim.

Sonrası: Kendisini Gösteren Gerçekler

O günden sonra, Pırlanta’yı kaybetmenin şokuyla daha dikkatli olmaya başladım. Akvaryumumu düzenledim, etrafındaki dekorları değiştirdim. Ama içimdeki boşluk, kayıp hissetmekle birlikte, diğer balıklara da aynı soruları sormama neden oldu. Her şey o kadar hassas ki, bir balığın bile yaşamı, bir mucize gibi… Birkaç hafta sonra, yeni bir lepistes daha aldım. Bu sefer, Pırlanta’dan aldığım dersle, daha tedbirliydim. Pırlanta’nın gitmesiyle acı bir şekilde öğrendiğim şey, yaşamın ne kadar kırılgan olduğuydu.

Ama o kadar da değil, çünkü bir taraftan da umut vardı. Her yeni balık, her yeni yaşam bir şey öğretir diye düşündüm. Bu sefer, Pırlanta’nın kaybından sonra, çok dikkatli ve sevgiyle bakıyordum onlara. Bu balıklar da bir şekilde hayatta kalmayı hak ediyordu. Fakat zamanla bir başka soru belirdi kafamda: “Ya bir gün onlardan da birini kaybedersem?”

Hayal Kırıklığı ve Umut Arasındaki İnce Çizgi

Balıklarıma bakarken, aynı zamanda kendi hayatımı da düşünüyorum. Ne kadar kırılgan, ne kadar savunmasız olduğumuzu… Ya da bazen bu hayattaki şeylerin, kontrolümüz dışında kayıp gitmesi, biz ne kadar uğraşsak da engellenemeyecek kadar doğal. Bir lepistesin yaşamı bile, bizim dışımızdaki koşullarla, anlık kararlarla şekilleniyor. Onları ne kadar korumaya çalışsak da, bazı şeyler yaşanıyor ve sonra kayboluyor.

Her ne kadar balıklarımın ölümünden korkuyorsam da, aynı zamanda bu kayıpların bana umut verdiğini de hissediyorum. Çünkü her kayıp, beni daha da güçlü kılıyor. Yaşamın acımasız yanlarına rağmen, yeniden başlamak, yeniden güvenmek ve sevmek, hepimizi tekrar ayağa kaldırabilir. Pırlanta’nın ölümü bana, kayıplarımızın da bir anlam taşıyabileceğini öğretti.

Sonuçta: Bir Hayat, Bir Lekesiz Umut

Sonuçta, evet, lepistes hemen ölebilir. Ve belki de ölmeleri, bizim yaşamı daha dikkatli yaşamamıza vesile oluyor. Bir balığın kaybı, bazen daha derin duygulara yol açar. Hatta bir an için, “Hayatımda başka neler kaybolacak?” diye korktuğum bile olmuştur. Ama şu an fark ediyorum ki, belki de kayıplar, hayatta ilerlemek için yeni bir başlangıçtır. Her kayıp, bize yaşamı daha çok kucaklamayı ve değerini bilmeyi hatırlatır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni giriş adresi